Anasayfa / Kararlar / 2026/3920 E.
Karar · Yargıtay 12. Hukuk Dairesi
Konkordato mühletinde başlatılan takip iptal edilir; borçlu iflas etmişse takip düşer
Özet
Alacaklı, borçlular lehine konkordato kapsamında üç aylık geçici mühlet verilmesinden sonra kambiyo senedine dayalı takip başlatmıştır. İcra mahkemesi, alacaklının yetkili hamil olup olmadığı ve alacak miktarının yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle takibi İİK 170/a uyarınca iptal etmiştir. Yargıtay, bu arada iflasına karar verilip kararı kesinleşen borçlu şirket yönünden İİK 193/2 gereği takibin düşmesine; diğer borçlu yönünden ise mühlet içinde hiçbir takip yapılamayacağını öngören İİK 294 gereği takibin iptaline karar verilmesi gerektiğini belirterek kararı bozmuştur.
Uygulamaya etkisi
Geçici mühlet kesin mühletin sonuçlarını doğurur; mühlet içinde açılan takip, ticaret mahkemesinin tedbir kararında 'durdurma' ifadesi kullanılmış olsa da iptal edilir. Alacaklı takipten önce konkordato ve iflas kayıtlarını kontrol etmeli; iflası kesinleşen borçlu yönünden alacağını iflas masasına yazdırmalıdır.
In English
A creditor started bill-of-exchange enforcement proceedings against a company and an individual debtor after a commercial court had granted the debtors a three-month temporary concordat moratorium. The enforcement court cancelled the proceedings on the ground that the creditor's standing and the amount required a full trial. The Court of Cassation reversed with different reasoning: for the company, which had meanwhile been declared bankrupt by a final judgment, the proceedings had to be declared lapsed under Article 193/2; for the individual debtor, the proceedings had to be cancelled because Article 294 prohibits starting any enforcement during the moratorium, whatever wording the court's interim order used. The practical point: check for a concordat moratorium before filing, since proceedings started during it are void.
Monthly English summaries: Turkish Enforcement Law Update
Kararın ilgili bölümü
Yargıtay'ın değerlendirmesinden:
İİK'nın "Takibin Durması ve Düşmesi" başlıklı 193. maddesinin 1. ve 2. fırkalarında: "İflasın açılması, borçlu aleyhine haciz yoluyla yapılan takiplerle teminat gösterilmesine ilişkin takipleri durdurur. iflas kararının kesinleşmesi ile bu takipler düşer..." düzenlemesi yer almaktadır. (...) O halde, İlk Derece Mahkemesince, [borçlu şirket] yönünden, İİK'nın 193/2. maddesi uyarınca takibin düşmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde takibin iptaline ilişkin karar verilmesi ve Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddedilmesi isabetsizdir.
İİK m. 294/1. fıkrasında; ‘Mühlet içinde borçlu aleyhine 21.07.1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takipler durur, ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları uygulanmaz, bir takip muamelesi ile kesilebilen zamanaşımı ve hak düşüren müddetler işlemez’ denilmektedir.
Somut olayda, (...) takip tarihinin 29.07.2024 olduğu ve yine borçlu lehine verilen (...) 3 (üç) aylık geçici mühlet karar tarihinin 8.05.2024 olduğu, dolayısıyla borçlu aleyhine başlatılan şikayet konusu takip tarihinin verilen mühlet kararından sonra olduğu anlaşılmaktadır. Her ne kadar mahkemece verilen tedbir kararında takiplerin durdurulmasına karar verilmiş ise de; aynı fıkrada, İİK'nın 294. maddesinin uygulanacağının yazıldığı, bu maddenin açık hükmü karşısında mahkemenin durma şeklindeki tedbir ara kararınının hüküm ifade etmeyeceği açıktır.
O halde; İİK'nın 294. maddesine göre mühlet içinde hiç bir takip işlemi yapılamayacağı hükmü gereği, İlk Derece Mahkemesince; şikayet konusu takibin şikayetçi borçlu yönünden iptaline karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile takibin iptaline ilişkin karar verilmesi ve Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddedilmesi isabetsiz olup, kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Alacaklının temyiz istemi kabul edilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılmış, İlk Derece Mahkemesi kararı BOZULMUŞTUR; 06.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.