<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"><channel><title>Prosedür Hukuk Bürosu — Kararlar</title><link>https://prosedurhukuk.com/kararlar/</link><description>Güncel Yargıtay ve istinaf kararları</description><language>tr</language><item><title>Yabancı ilamın tenfizine, borçlunun sonradan yurt dışında iflas etmesi engel değil</title><link>https://prosedurhukuk.com/kararlar/yargitay-11-hd-2026-3123/</link><guid>https://prosedurhukuk.com/kararlar/yargitay-11-hd-2026-3123/</guid><pubDate>Sat, 17 Oct 2026 09:00:00 +0300</pubDate><description>Alacaklılar, ticari ilişkiden doğan 50.000 Avro alacağa ilişkin Alman eyalet mahkemesi kararının, borçlunun Türkiye&#x27;deki taşınmazlarına başvurabilmek için Türkiye&#x27;de tanınması ve tenfizini istedi. Borçlu, sonradan Almanya&#x27;da iflas ederek borçlarından kurtulduğunu ve kararın hükümsüz hale geldiğini savundu. İlk derece mahkemesi tenfize karar verdi; bölge adliye mahkemesi, para alacağına ilişkin kararın kamu düzenine aykırı olmadığını, yabancı kararın isabetinin tenfiz davasında incelenemeyeceğini ve borçlunun sonradan Almanya&#x27;da iflas etmesinin tenfize engel olmadığını belirterek istinafı reddetti. Yargıtay bu kararı onadı.</description></item><item><title>&#x27;Tanınmadığı&#x27; şerhinden sonra TK 35&#x27;e göre satış ilanı tebliği usulsüz, ihale feshedilir</title><link>https://prosedurhukuk.com/kararlar/yargitay-12-hd-2026-3407/</link><guid>https://prosedurhukuk.com/kararlar/yargitay-12-hd-2026-3407/</guid><pubDate>Sat, 17 Oct 2026 09:00:00 +0300</pubDate><description>Borçlu şirket, taşınmazlarının ihalesinin, satış ilanının usulüne uygun tebliğ edilmediği gerekçesiyle feshini istedi; ilk derece mahkemesi şikayeti reddetti, bölge adliye mahkemesi de istinafı esastan reddetti. Ticaret sicil adresine gönderilen tebligat &#x27;muhatabın tanınmadığı&#x27; şerhiyle iade edilmiş, ardından aynı adrese TK 35&#x27;e göre tebligat yapılmıştı. Yargıtay, TK 35&#x27;e göre tebligat için ilk tebligatın adresin kapalı olması ya da muhatabın taşınmış olması nedeniyle iade edilmesi gerektiğini, &#x27;tanınmadığı&#x27; şerhinin bu sonucu doğurmadığını belirterek tebliği usulsüz saydı ve satış ilanının usulsüz tebliğinin başlı başına ihalenin feshi sebebi olduğu gerekçesiyle kararları kaldırıp bozdu.</description></item><item><title>Konkordato mühletinde başlatılan takip iptal edilir; borçlu iflas etmişse takip düşer</title><link>https://prosedurhukuk.com/kararlar/yargitay-12-hd-2026-3121/</link><guid>https://prosedurhukuk.com/kararlar/yargitay-12-hd-2026-3121/</guid><pubDate>Sat, 17 Oct 2026 09:00:00 +0300</pubDate><description>Alacaklı, borçlular lehine konkordato kapsamında üç aylık geçici mühlet verilmesinden sonra kambiyo senedine dayalı takip başlatmıştır. İcra mahkemesi, alacaklının yetkili hamil olup olmadığı ve alacak miktarının yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle takibi İİK 170/a uyarınca iptal etmiştir. Yargıtay, bu arada iflasına karar verilip kararı kesinleşen borçlu şirket yönünden İİK 193/2 gereği takibin düşmesine; diğer borçlu yönünden ise mühlet içinde hiçbir takip yapılamayacağını öngören İİK 294 gereği takibin iptaline karar verilmesi gerektiğini belirterek kararı bozmuştur.</description></item><item><title>Tasarrufun iptali: başka borçlular için icranın geri bırakılması kesinleşmeye engel değil</title><link>https://prosedurhukuk.com/kararlar/yargitay-12-hd-2026-2937/</link><guid>https://prosedurhukuk.com/kararlar/yargitay-12-hd-2026-2937/</guid><pubDate>Sat, 17 Oct 2026 09:00:00 +0300</pubDate><description>Alacaklı, borçlunun taşınmazlarını yakın akrabalarına devretmesine ilişkin tasarrufların İİK 277 vd. uyarınca iptalini istemiş; İlk Derece Mahkemesi davayı kabul etmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi, aynı takip dosyasında İİK 71/2 uyarınca icranın geri bırakılmasına karar verildiği ve takibin kesinleşmediği gerekçesiyle davayı ön koşul yokluğundan reddetmiştir. Yargıtay, icranın geri bırakılması kararının tasarrufları yapan borçlu için değil dava dışı diğer borçlular için verildiğini, davalı borçlu yönünden takibin kesinleştiğini belirterek esasa girilmesi gerektiği gerekçesiyle kararı bozmuştur.</description></item><item><title>İpoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takipte haciz yoktur; haczedilmezlik şikayeti yapılamaz</title><link>https://prosedurhukuk.com/kararlar/yargitay-12-hd-2026-2762/</link><guid>https://prosedurhukuk.com/kararlar/yargitay-12-hd-2026-2762/</guid><pubDate>Sat, 17 Oct 2026 09:00:00 +0300</pubDate><description>Banka, Hazineye ait taşınmaz üzerinde borçlu şirket lehine kurulan 49 yıllık bağımsız ve sürekli üst hakkına tesis edilen ipoteğe dayanarak ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takip başlatmıştır. Borçlu, üst hakkının devredilemeyeceğini ve haczedilemeyeceğini ileri sürmüş; icra mahkemesi üst hakkı üzerindeki &#x27;hacizleri&#x27; kaldırmış, kıymet takdiri ve satış kararlarını iptal etmiştir. Yargıtay, ipotekli takipte haciz safhası bulunmadığını, tapuya işlenen kaydın İİK 150/c uyarınca satışa arz şerhi olduğunu ve haczedilmezlik şikayetinin bu takiplerde ileri sürülemeyeceğini belirterek kararı bozmuştur.</description></item><item><title>Meskeniyet şikayetinde değerler keşif tarihine göre değil, haciz tarihine göre belirlenir</title><link>https://prosedurhukuk.com/kararlar/yargitay-12-hd-2026-2495/</link><guid>https://prosedurhukuk.com/kararlar/yargitay-12-hd-2026-2495/</guid><pubDate>Sat, 17 Oct 2026 09:00:00 +0300</pubDate><description>Genel haciz yoluyla takipte borçlu, haczedilen taşınmazın haline münasip evi olduğunu ileri sürerek haczin kaldırılmasını istedi. İlk derece mahkemesi haciz tarihindeki değerleri esas alarak taşınmazın satılmasına ve haline münasip ev bedelinin borçluya bırakılmasına karar verdi; bölge adliye mahkemesi ise emlak fiyatlarındaki artışı gerekçe göstererek keşif tarihindeki değerlere göre haczi tamamen kaldırdı. Yargıtay, mahcuzun değerinin ve borçlunun alabileceği haline münasip evin değerinin haciz tarihi itibarıyla belirlenmesinin zorunlu olduğunu belirterek bölge adliye mahkemesi kararını bozdu.</description></item><item><title>Yabancı para alacağında vekalet ücreti ve harç dava tarihindeki kura göre hesaplanır</title><link>https://prosedurhukuk.com/kararlar/yargitay-3-hd-2026-4418/</link><guid>https://prosedurhukuk.com/kararlar/yargitay-3-hd-2026-4418/</guid><pubDate>Fri, 16 Oct 2026 09:00:00 +0300</pubDate><description>Resmi şekilde yapılmayan harici villa satış sözleşmesi kapsamında euro olarak taksit ödeyen alıcı, taşınmaz teslim edilmeyince ödediği bedelin iadesi için takip başlatmış, itiraz üzerine itirazın iptali davası açmıştır. İlk derece mahkemesi sözleşmenin şekil eksikliğinden geçersiz olduğu gerekçesiyle 85.253,50 euro üzerinden itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar vermiş, bölge adliye mahkemesi istinafları reddetmiştir. Yargıtay, zamanaşımının taşınmazın üçüncü kişiye satılmasıyla ifa beklentisi sona erdiğinde başladığını ve parayı ödeyen alıcının tek başına dava açabileceğini kabul ederek davalının itirazlarını reddetmiş; ancak vekalet ücreti ve harcın dava tarihindeki TCMB efektif satış kuruna göre hesaplanması gerektiğinden hükmü düzelterek onamıştır.</description></item><item><title>Kısmi bölünmeyle kira sözleşmesi devralan şirkete geçer; onun ödemesi geçerlidir</title><link>https://prosedurhukuk.com/kararlar/yargitay-12-hd-2026-4984/</link><guid>https://prosedurhukuk.com/kararlar/yargitay-12-hd-2026-4984/</guid><pubDate>Fri, 16 Oct 2026 09:00:00 +0300</pubDate><description>Kiraya veren, ödenmediğini ileri sürdüğü bir aylık kira için örnek 13 ödeme emriyle takip başlatmış, itirazın kaldırılması ve tahliye istemişti. Kira bedeli takipten önce, kiracı şirketin kısmi bölünmesiyle kira sözleşmesini devralan başka bir şirket tarafından ödenmişti; Bölge Adliye Mahkemesi bu ödemeyi sözleşmenin tarafı olmayan üçüncü kişinin ödemesi sayarak tahliyeye hükmetmişti. Yargıtay, TTK 159 uyarınca kısmi bölünmede kiracılık hakkının kendiliğinden devralan şirkete geçtiğini, bu şirketin ödemesinin geçerli olduğunu belirterek kararı bozmuş; itirazın kaldırılması ve tahliye isteminin reddedilmesi gerektiğini söylemiştir.</description></item><item><title>Takip sonrası protokol ödenmezse geçersizleşir; itirazın iptali davası reddedilemez</title><link>https://prosedurhukuk.com/kararlar/yargitay-11-hd-2026-3214/</link><guid>https://prosedurhukuk.com/kararlar/yargitay-11-hd-2026-3214/</guid><pubDate>Fri, 16 Oct 2026 09:00:00 +0300</pubDate><description>Fatura alacağı için başlatılan takibe borçlunun itirazından sonra taraflar, borçlunun bono vereceği ve ödeme yapılmazsa geçersiz olacağı kararlaştırılan bir protokol imzalamıştır. Bono vadesinde ödenmeyince alacaklı itirazın iptali davası açmış, borç ise dava açıldıktan sonra ödenmiştir. İlk derece mahkemesi protokolü borcun yenilenmesi sayarak davayı reddetmiş, bölge adliye mahkemesi istinafı reddetmiştir. Yargıtay, protokolün ödeme yapılmaması halinde geçersiz olacağına dair hükmü nedeniyle bono ödenmeyince protokolün geçersizleştiğini, dava sonrası ödemeyle davanın asıl alacak yönünden konusuz kaldığını ve dava tarihindeki haklılık durumuna göre karar verilmesi gerektiğini belirterek kararı bozmuştur.</description></item><item><title>Konusuz kalan istihkak davasında trafik kaydı üçüncü kişideyse giderler alacaklıda kalır</title><link>https://prosedurhukuk.com/kararlar/yargitay-12-hd-2026-3433/</link><guid>https://prosedurhukuk.com/kararlar/yargitay-12-hd-2026-3433/</guid><pubDate>Fri, 16 Oct 2026 09:00:00 +0300</pubDate><description>Alacaklı, haczedilen araç üzerindeki üçüncü kişi istihkak iddiasının reddi için İİK 99 uyarınca dava açmış; istinaf aşamasında borcun tahsil edilmesiyle dava konusuz kalmıştı. Yargıtay daha önceki bozma kararında aracın trafik kaydının üçüncü kişi adına olduğunu, tescilli araçların devrinin ancak noterde yapılabileceğini ve zilyetlik karinesinin bu araçlarda uygulanmayacağını belirterek haklılık değerlendirmesi yapılmasını istemişti. Bölge Adliye Mahkemesi bozmaya uyup vekalet ücretini alacaklıya bırakmış, ancak yargılama giderlerini yine üçüncü kişiye yüklemişti; Yargıtay bunu da düzelterek alacaklının yaptığı giderlerin kendi üzerinde kalmasına hükmetmiştir.</description></item><item><title>Kilitli yer açılması ve kıymetli evrak araştırması reddine yönelik şikayette istinaf açık</title><link>https://prosedurhukuk.com/kararlar/yargitay-12-hd-2026-3319/</link><guid>https://prosedurhukuk.com/kararlar/yargitay-12-hd-2026-3319/</guid><pubDate>Fri, 16 Oct 2026 09:00:00 +0300</pubDate><description>Talimat yoluyla yapılan hacizde üçüncü kişi istihkak iddiasında bulunmuş; icra müdür yardımcısı alacaklının kasanın açılması, kıymetli evrak araştırması ve yedieminlik teklifi taleplerini reddetmişti. Alacaklının şikayeti reddedilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi bu kısımlar yönünden ilk derece kararını kesin sayarak istinafı usulden reddetmişti. Yargıtay, İİK 363&#x27;te istinafa kapalı işlerin sınırlı sayıldığını, İİK 80/3, 82 ve 88/3&#x27;e ilişkin işlemlerin bu listede bulunmadığını belirterek kararı bozmuş; İİK 85&#x27;in uygulanma biçimine ilişkin şikayet yönünden ise kararın kesin olduğunu kabul etmiştir.</description></item><item><title>Sıra cetveli: takip usulsüz tebligat nedeniyle kesinleşmemişse alacaklıya pay ayrılmaz</title><link>https://prosedurhukuk.com/kararlar/yargitay-6-hd-2026-2005/</link><guid>https://prosedurhukuk.com/kararlar/yargitay-6-hd-2026-2005/</guid><pubDate>Fri, 16 Oct 2026 09:00:00 +0300</pubDate><description>Şikayetçi alacaklı, borçlu şirketin taşınmazının başka bir alacaklının dosyasında satılması üzerine düzenlenen sıra cetvelinin, o dosyadaki ödeme emri tebligatının usulsüz olduğu gerekçesiyle iptalini istemiştir. Bölge adliye mahkemesi, şikayetçinin kendi takibinde de ödeme emrinin ticaret sicil adresi araştırılmadan usulsüz tebliğ edildiğini, bu nedenle takibin kesinleşmediğini ve ihtiyati haczin kesin hacze dönüşmediğini belirterek şikayeti hukuki yarar yokluğundan reddetmiştir. Yargıtay, satış tarihinde geçerli kesin haczi bulunmayan şikayetçinin itirazlarını yerinde görmemiş; ayrıca borçlunun sıra cetveli şikayetinde taraf olamayacağını, borçlu şirket yönünden pasif husumet yokluğundan ret verilmesi gerektiğini belirterek kararı düzelterek onamıştır.</description></item><item><title>İcra mahkemesi kararlarında temyiz sınırı başvuru tarihindeki miktara göre belirlenir</title><link>https://prosedurhukuk.com/kararlar/yargitay-12-hd-2026-5060/</link><guid>https://prosedurhukuk.com/kararlar/yargitay-12-hd-2026-5060/</guid><pubDate>Thu, 15 Oct 2026 09:00:00 +0300</pubDate><description>Alacaklı, 100.000 TL asıl alacak için genel haciz yoluyla takip başlatmış, borçlunun itirazı üzerine 21.06.2022&#x27;de itirazın kaldırılmasını istemiş ve talep kabul edilmiştir. Borçlu Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz etmiştir. Yargıtay, İİK Ek Madde 1/2 gereğince parasal sınırların şikayet başvurusunun yapıldığı tarihteki miktara göre uygulanacağını, uyuşmazlık değerinin o tarihteki kesinlik sınırının altında kaldığını belirterek temyiz başvurusunu reddetmiştir.</description></item><item><title>Sıra cetveli: kesinleşmiş ilamda rehin hakkı reddedilen alacak öncelik iddia edemez</title><link>https://prosedurhukuk.com/kararlar/yargitay-6-hd-2026-2975/</link><guid>https://prosedurhukuk.com/kararlar/yargitay-6-hd-2026-2975/</guid><pubDate>Thu, 15 Oct 2026 09:00:00 +0300</pubDate><description>Şikayetçi alacaklı, alacağının kanuni rehin hakkı veren kurtarma alacağı olduğunu ileri sürerek sıra cetvelinde altıncı sırada gösterilmesine itiraz etmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi alacağın rehinli olduğunu kabul etmekle birlikte, diğer alacaklının kurtarma alacağı tarih itibarıyla önce geldiği için şikayeti reddetmiştir. Yargıtay sonucu doğru bulmuş, ancak gerekçeyi düzeltmiştir: Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin kesinleşmiş ilamında şikayetçinin alacağı için kanuni rehin hakkı bulunmadığı tespit edildiğinden şikayetin bu nedenle reddi gerekir.</description></item><item><title>Satış avansı süresinde yatırılmazsa menkul haczi düşer, yapılan ihale feshedilir</title><link>https://prosedurhukuk.com/kararlar/yargitay-12-hd-2026-5004/</link><guid>https://prosedurhukuk.com/kararlar/yargitay-12-hd-2026-5004/</guid><pubDate>Thu, 15 Oct 2026 09:00:00 +0300</pubDate><description>Menkullerin 2021&#x27;de haczedildiği, istihkak davasının alacaklı lehine 2024&#x27;te kesinleştiği dosyada alacaklı satış talebinde bulunmuş, ancak satış avansını altı aylık süre dolduktan sonra yatırmıştır. Borçlu, haczin düştüğünü ileri sürerek ihalenin feshini istemiş; ilk derece ve istinaf mahkemeleri şikayeti reddetmiştir. Yargıtay, satış talebinin ancak avansın yatırıldığı tarihte yapılmış sayılacağını, istihkak davası boyunca işlemeyen sürenin kesinleşmeden sonra yeniden işlediğini ve avans süresinde yatırılmadığı için haczin İİK 110 uyarınca kalktığını belirterek ihalenin feshi gerektiğine hükmetmiştir.</description></item><item><title>Yabancı para takibinde kötüniyet tazminatı, takip tarihi kuruyla TL üzerinden hesaplanır</title><link>https://prosedurhukuk.com/kararlar/yargitay-12-hd-2026-5006/</link><guid>https://prosedurhukuk.com/kararlar/yargitay-12-hd-2026-5006/</guid><pubDate>Thu, 15 Oct 2026 09:00:00 +0300</pubDate><description>Kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla USD alacak için başlatılan takipte borçlunun borca itirazı esastan kabul edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi alacaklı aleyhine USD cinsinden asıl alacağın %20&#x27;si oranında tazminata hükmetmişti. Yargıtay, alacaklının tazminatla sorumlu tutulmasını doğru buldu; ancak tazminatın yabancı para alacağının takip tarihindeki TCMB efektif satış kuru üzerinden hesaplanan Türk Lirası karşılığına göre belirlenmesi gerektiğini, bunun kamu düzenine ilişkin olup resen gözetileceğini belirterek kararı düzelterek onadı.</description></item><item><title>Haciz şikayet incelenirken düşerse meskeniyet şikayeti konusuz kalır, esasa girilmez</title><link>https://prosedurhukuk.com/kararlar/yargitay-12-hd-2026-3166/</link><guid>https://prosedurhukuk.com/kararlar/yargitay-12-hd-2026-3166/</guid><pubDate>Thu, 15 Oct 2026 09:00:00 +0300</pubDate><description>Borçlu, taşınmazına konulan hacze karşı meskeniyet şikayetinde bulunmuş; icra mahkemesi şikayeti kabul ederek haczi kaldırmış, Bölge Adliye Mahkemesi de istinafı esastan reddetmiştir. Alacaklı, bir yıllık süre içinde satış talebinde bulunmamıştır. Yargıtay, haczedilmezlik şikayeti için geçerli bir haczin bulunması gerektiğini, şikayet incelenirken haczin düşüp düşmediğinin de değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Haciz ilk derece karar tarihinden önce düştüğünden, konusuz kalan şikayetin esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuştur.</description></item><item><title>HGK: İpotek veren, başkasına ait taşınmazın ihalesinin feshini teminatsız isteyebilir</title><link>https://prosedurhukuk.com/kararlar/yargitay-hgk-2026-289/</link><guid>https://prosedurhukuk.com/kararlar/yargitay-hgk-2026-289/</guid><pubDate>Thu, 15 Oct 2026 09:00:00 +0300</pubDate><description>Banka, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takipte asıl borçlu şirket ile kendi taşınmazlarını ipotek veren üçüncü kişi aleyhine takip yapmış, asıl borçlu şirket adına kayıtlı bir taşınmaz ihale edilmişti. İpotek veren şikâyetçinin ihalenin feshi istemi üzerine 12. Hukuk Dairesi, şikâyetçinin nispi harç ve teminat yatırması gerektiğini belirterek bozma yapmış, Bölge Adliye Mahkemesi direnmişti. Hukuk Genel Kurulu, takipte borçlu tarafında yer alan ipotek verenin, taşınmazı kendisine ait olmasa da takip konusu ipotekli taşınmazların ihalesinin feshini isteyebilecek &#x27;borçlu&#x27; konumunda olduğunu, bu nedenle nispi harç ve teminat gerekmediğini ve hukuki yararının bulunduğunu belirterek direnme kararını oy çokluğuyla yerinde buldu; esasa ilişkin itirazların incelenmesi için dosyayı 12. Hukuk Dairesine gönderdi.</description></item><item><title>Kesinleşmemiş istihkak kararı, haczin yapılış şekline ilişkin şikayeti konusuz bırakmaz</title><link>https://prosedurhukuk.com/kararlar/yargitay-12-hd-2026-3042/</link><guid>https://prosedurhukuk.com/kararlar/yargitay-12-hd-2026-3042/</guid><pubDate>Thu, 15 Oct 2026 09:00:00 +0300</pubDate><description>Haciz, borçlunun hazır bulunmadığı ve üçüncü kişinin kayıtlı adresi olan yerde İİK 97. maddesine göre yapılmış; üçüncü kişi haczin yapılış şekline ilişkin şikayette bulunmuştur. İcra mahkemesi şikayeti reddetmiş, Bölge Adliye Mahkemesi ise taraflar arasındaki istihkak davasında hacizlerin kaldırıldığı gerekçesiyle şikayet hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmetmiştir. Yargıtay, görülmekte olan istihkak davasının şikayeti konusuz bırakmayacağını, istihkak davasını açma külfetinin şikayet kararının kesinleşmesiyle netleşeceğini ve dayanılan istihkak kararının henüz kesinleşmediğini belirterek kararı alacaklının temyizi üzerine bozmuştur.</description></item><item><title>Meskeniyet şikayetinde 7 günlük süre, borçlu vekilinin vekaletname sunmasıyla başlar</title><link>https://prosedurhukuk.com/kararlar/yargitay-12-hd-2026-2275/</link><guid>https://prosedurhukuk.com/kararlar/yargitay-12-hd-2026-2275/</guid><pubDate>Thu, 15 Oct 2026 09:00:00 +0300</pubDate><description>Çeke dayalı takipte borçlunun taşınmaz hissesine önce ihtiyati haciz konulmuş, ödeme emrinin tebliği ve takibin kesinleşmesiyle haciz kesin hacze dönüşmüştür. Borçlu adına icra dosyasına vekaletname sunulmuş, meskeniyet şikayeti ise bu tarihten itibaren 7 günlük süre geçtikten sonra yapılmıştır. İcra mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi şikayeti kabul etmiştir. Yargıtay, vekaletname ibrazıyla haczin öğrenilmiş sayılacağını, başka bir öğrenme tarihi araştırmasına gerek olmadığını belirterek şikayetin süre aşımından reddi gerektiği gerekçesiyle kararı bozmuştur.</description></item><item><title>Senede ceza soruşturmasında el konulmuşsa takip o senet yönünden durdurulur, kalanı sürer</title><link>https://prosedurhukuk.com/kararlar/yargitay-12-hd-2026-2016/</link><guid>https://prosedurhukuk.com/kararlar/yargitay-12-hd-2026-2016/</guid><pubDate>Thu, 15 Oct 2026 09:00:00 +0300</pubDate><description>Alacaklı iki bonoya dayalı takip başlatmış; borçlu şirket yetkilisinin şikâyetiyle yürütülen soruşturmada sulh ceza hakimliği senetlerden birine el koymuş, Cumhuriyet başsavcılığının talebiyle icra müdürlüğü takibi durdurmuştu. İcra mahkemesi durdurmayı yerinde bulurken Bölge Adliye Mahkemesi, savcılık yazısıyla takip durdurulamayacağı gerekçesiyle alacaklının şikâyetini kabul etti. Yargıtay, sahtelik iddiasının, savcılığa şikâyetin veya ceza davasının takibi kendiliğinden durdurmayacağını, HMK 209&#x27;un icra takibine etkisi olmadığını; ancak somut olayda el koyma kararı bulunduğundan takibin el konulan senet tutarı yönünden durdurulması, diğer senet yönünden devam etmesi gerektiğini belirterek kararı bozdu.</description></item><item><title>İpotek veren üçüncü kişiye muacceliyet ihbarı yoksa ilamlı takip iptal edilir</title><link>https://prosedurhukuk.com/kararlar/yargitay-12-hd-2026-5017/</link><guid>https://prosedurhukuk.com/kararlar/yargitay-12-hd-2026-5017/</guid><pubDate>Wed, 14 Oct 2026 09:00:00 +0300</pubDate><description>Banka, kredi alacağı ve limit ipoteğine dayanarak kredi borçlusu ve ipotek verenler aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takip başlatmış; ipotekli taşınmaz maliklerine muacceliyet ihbarı gönderilmemiştir. İlk derece mahkemesi yalnızca icra emrini iptal etmiştir. Yargıtay, içtihat değişikliğine giderek İİK 150/ı&#x27;daki tebligatın ilamlı takibin şartı olduğunu, usulsüz tebligatın da süresiz şikâyetle ileri sürülebileceğini ve bu durumda ipotek malikleri yönünden takibin iptali gerektiğini belirterek kararı bu yönden düzelterek onamıştır.</description></item><item><title>HGK: Kardeşe devirde devralanın borçlunun durumunu bildiği karine olarak kabul edilir</title><link>https://prosedurhukuk.com/kararlar/yargitay-hgk-2026-384/</link><guid>https://prosedurhukuk.com/kararlar/yargitay-hgk-2026-384/</guid><pubDate>Wed, 14 Oct 2026 09:00:00 +0300</pubDate><description>Banka alacaklı, takibi semeresiz kalan borçlunun taşınmazdaki 1/3 payını kız kardeşine satmasının iptalini istedi. Bilirkişiye göre satış bedeli payın gerçek değerinin üzerindeydi; Bölge Adliye Mahkemesi, devralanın borçlunun zarar verme kastını bildiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davayı reddetti ve Özel Dairenin bozmasına direndi. Hukuk Genel Kurulu, İİK 280/3 uyarınca üçüncü dereceye kadar kan hısımı olan kardeşin borçlunun mali durumunu ve zarar verme kastını bildiğinin karine olarak kabul edileceğini, ispat yükünün aksini iddia eden devralanda olduğunu belirterek direnme kararını oy birliğiyle bozdu.</description></item><item><title>HGK: Alacağı temlik eden banka artık davadan feragat edemez; temlik sözleşmesi incelenmeli</title><link>https://prosedurhukuk.com/kararlar/yargitay-hgk-2026-363/</link><guid>https://prosedurhukuk.com/kararlar/yargitay-hgk-2026-363/</guid><pubDate>Wed, 14 Oct 2026 09:00:00 +0300</pubDate><description>Kefil menfi tespit davası açmış, banka da kefillere karşı itirazın iptali davası açmıştı; davalar birleştirildi. Yargılama sırasında banka vekili, alacağın &#x27;haricen (temlik işlemi ile) tahsil edildiğini&#x27; belirterek davadan feragat dilekçesi verdi ve mahkeme davaları feragat nedeniyle reddetti. Banka, istinaf ve temyizde feragatten bir hafta önce icra müdürü önünde imzalanmış temlik sözleşmesini sundu. Hukuk Genel Kurulu, alacak temlik edildikten sonra bankanın dava konusu alacak üzerinde tasarruf yetkisinin kalmadığını, bu nedenle sonradan yapılan feragatin sonuç doğurmayacağını; mahkemenin icra dosyasını getirtip temlik sözleşmesini feragat beyanıyla birlikte değerlendirmesi gerektiğini belirterek direnme kararını oy birliğiyle bozdu.</description></item><item><title>HGK: Süresinde yatırılan az miktarda satış avansı haczi ayakta tutar</title><link>https://prosedurhukuk.com/kararlar/yargitay-hgk-2026-323/</link><guid>https://prosedurhukuk.com/kararlar/yargitay-hgk-2026-323/</guid><pubDate>Wed, 14 Oct 2026 09:00:00 +0300</pubDate><description>Tasarrufun iptali davasında konulan ihtiyati haciz, iptal kararıyla kesin hacze dönüşmüş; alacaklı altı aylık satış isteme süresi içinde her icra dosyasına 500&#x27;er TL satış avansı yatırmış ve satış için kıymet takdiri talep etmişti. Başka bir alacaklı, her dosyada ayrıca açık satış talebi bulunmadığından hacizlerin düştüğünü ileri sürerek sıra cetvelini şikâyet etti; ilk derece mahkemesi şikâyeti kabul etti ve Özel Daire bozmasına karşı direndi. Hukuk Genel Kurulu, süresinde az da olsa satış avansı yatırılmasının usulüne uygun satış talebi sayıldığını ve haczin ayakta olduğunu belirterek direnme kararını bozdu.</description></item><item><title>İpotekle güvenceli kefalette kefile önce rehnin paraya çevrilmesi yoluyla gidilmeli</title><link>https://prosedurhukuk.com/kararlar/yargitay-12-hd-2026-3261/</link><guid>https://prosedurhukuk.com/kararlar/yargitay-12-hd-2026-3261/</guid><pubDate>Wed, 14 Oct 2026 09:00:00 +0300</pubDate><description>Banka, kredi borcunun müteselsil kefilleri aleyhine önce genel haciz yoluyla ilamsız takip, ardından asıl borçlu ve ipotek verenler aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatmıştır. Resmi akit tablolarından bazı kefillerin kefalet borçlarını da ipotekle teminat altına aldıkları anlaşılmıştır. Yargıtay, İİK 45 uyarınca kefaletini ipotekle güvenceye alan kefil hakkında da öncelikle rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılması gerektiğini belirterek, şikâyetin reddine ilişkin kararları kaldırıp bozmuştur.</description></item><item><title>Haciz ihbarnamesinde takip alacağının gösterilmesi yeterli; 89/3 fazlası iptal edilir</title><link>https://prosedurhukuk.com/kararlar/yargitay-12-hd-2026-3083/</link><guid>https://prosedurhukuk.com/kararlar/yargitay-12-hd-2026-3083/</guid><pubDate>Wed, 14 Oct 2026 09:00:00 +0300</pubDate><description>Kambiyo senetlerine özgü takipte üçüncü kişi, kendisine gönderilen 89/1, 89/2 ve 89/3 haciz ihbarnamelerinin usulsüz olduğunu ileri sürerek şikâyette bulundu; bölge adliye mahkemesi, farklı alacak miktarları içerdikleri gerekçesiyle ikinci ve üçüncü ihbarnamelerin tamamını iptal etti. Yargıtay, alacaklının borçlu ile üçüncü kişi arasındaki ilişkiye yabancı olduğunu, bu nedenle haciz ihbarnamesinde takip konusu alacağın gösterilmesinin yeterli olduğunu belirtti. İkinci ihbarname usulüne uygun olduğundan, üçüncü ihbarnamenin yalnızca ikinci ihbarnamedeki haciz miktarını aşan kısmının iptali gerektiği gerekçesiyle kararı bozdu.</description></item><item><title>Paylı taşınmazda meskeniyet: haline münasip ev değeri borçlunun payına bölünemez</title><link>https://prosedurhukuk.com/kararlar/yargitay-12-hd-2026-2650/</link><guid>https://prosedurhukuk.com/kararlar/yargitay-12-hd-2026-2650/</guid><pubDate>Wed, 14 Oct 2026 09:00:00 +0300</pubDate><description>Bonoya dayalı kambiyo takibinde borçlunun bir konuttaki 1/2 payı haczedildi; borçlu meskeniyet şikayetinde bulundu. Bilirkişi payın değerini 2.500.000 TL, haline münasip ev değerini 3.120.000 TL olarak belirledi; ilk derece mahkemesi bu değeri pay oranına bölerek 1.560.000 TL&#x27;nin borçluya bırakılması kaydıyla satışa karar verdi, istinaf başvurusu reddedildi. Yargıtay, haline münasip ev değerinin borçlunun ihtiyacına göre belirlendiğini ve pay oranına bölünemeyeceğini, pay değeri haline münasip ev değerinin altında kaldığından şikayetin kabulüyle haczin kaldırılması gerektiğini belirterek kararı bozdu.</description></item><item><title>Çekteki ciro yetkisizliği itirazı borca itirazdır; reddinde para cezası verilmez</title><link>https://prosedurhukuk.com/kararlar/yargitay-12-hd-2026-2558/</link><guid>https://prosedurhukuk.com/kararlar/yargitay-12-hd-2026-2558/</guid><pubDate>Wed, 14 Oct 2026 09:00:00 +0300</pubDate><description>Çeke dayalı kambiyo takibinde borçlu şirket; çeki şirket adına cirolayanların yetkisiz olduğunu, paraf imzasının kime ait olduğunun belli olmadığını ve zamanaşımını ileri sürmüştür. İlk derece mahkemesi itirazları reddederek borçlu aleyhine %20 tazminat ve %10 para cezasına hükmetmiştir. Yargıtay, ciro yetkisine ilişkin itirazın borca itiraz niteliğinde olduğunu, imza incelemesinin de yalnızca kambiyo vasfıyla ilgili paraf imzasına ilişkin bulunduğunu belirterek para cezasını hükümden çıkarmış, kararı bu şekilde düzelterek onamıştır.</description></item><item><title>HGK: Üçüncü kişi, iflas idaresinin kararını beklemeden iflasta istihkak davası açabilir</title><link>https://prosedurhukuk.com/kararlar/yargitay-hgk-2026-82/</link><guid>https://prosedurhukuk.com/kararlar/yargitay-hgk-2026-82/</guid><pubDate>Wed, 14 Oct 2026 09:00:00 +0300</pubDate><description>Müflis şirketin işyerinde bulunan ve üçüncü kişiye ait olduğu, müflise kiralandığı ileri sürülen makineler, birinci alacaklılar toplantısında alınan kararla iflas masasına dahil edildi; üçüncü kişi kendisine gönderilen muhtıra üzerine icra mahkemesinde istihkak davası açtı. Bölge adliye mahkemesi, iflas idaresinin istihkak iddiasını reddeden bir kararı bulunmadığı için İİK 228 koşullarının oluşmadığını kabul ederek davayı hukuki yarar yokluğundan reddetti ve bu görüşünde direndi. Hukuk Genel Kurulu, mal masaya girdikten sonra üçüncü kişinin önce iflas idaresine başvurmak ya da başvurusunun sonucunu beklemek zorunda olmadığını belirterek direnme kararını bozdu.</description></item><item><title>Emekli maaşı haczine muvafakat: icra mahkemesinde tartışılan konu için ayrıca tespit davası açılamaz</title><link>https://prosedurhukuk.com/kararlar/yargitay-3-hd-2026-1839/</link><guid>https://prosedurhukuk.com/kararlar/yargitay-3-hd-2026-1839/</guid><pubDate>Tue, 13 Oct 2026 09:00:00 +0300</pubDate><description>Borçlu, dört icra dosyasında emekli maaşının haczine muvafakat vermiş, sonra muvafakatinden dönmüş; icra mahkemesi, muvafakatin takip kesinleşmeden verildiği gerekçesiyle hacizleri kaldırmıştı. Alacaklı bunun üzerine genel mahkemede muvafakatin geçerli olduğunun tespitini istedi. Yargıtay, aynı iddiaların icra mahkemesinde tartışılıp karara bağlandığını, bu nedenle alacaklının tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmadığını belirterek davanın usulden reddedilmesi gerektiğine hükmetti; ret kararını gerekçesi düzeltilerek onadı.</description></item><item><title>İki yıl dolmadan yeniden kıymet takdiri: imar değişikliği iddiası keşifle incelenmeli</title><link>https://prosedurhukuk.com/kararlar/yargitay-12-hd-2026-1526/</link><guid>https://prosedurhukuk.com/kararlar/yargitay-12-hd-2026-1526/</guid><pubDate>Tue, 13 Oct 2026 09:00:00 +0300</pubDate><description>Borçlu, kıymet takdirinden yaklaşık 20 ay sonra imar durumunda önemli değişiklik olduğunu ileri sürerek yeniden kıymet takdiri istemiş, talep iki yıl dolmadığı için reddedilmişti. Ayrıca satış ilanında 9. kattaki taşınmaz 3. katta gösterilmişti. Yargıtay, imar değişikliği iddiasının keşif ve bilirkişi incelemesiyle araştırılması, ilandaki kat hatasının esaslı hata olarak değerlendirilmesi ve ihalenin feshi talebi esastan reddedilirken para cezasının re&#x27;sen ele alınması gerektiğini belirterek kararı oy çokluğuyla bozdu.</description></item><item><title>HGK: Mühlet içinde yapılan büyük tutarlı sözleşme rutin işlem değildir, alacak konkordatoya tabidir</title><link>https://prosedurhukuk.com/kararlar/yargitay-hgk-2026-135/</link><guid>https://prosedurhukuk.com/kararlar/yargitay-hgk-2026-135/</guid><pubDate>Tue, 13 Oct 2026 09:00:00 +0300</pubDate><description>Bölge adliye mahkemesi, konkordato mühleti içinde borçlunun olağan ticari faaliyeti kapsamında yaptığı rutin alım satımlardan doğan alacakların konkordatoya bağlı olmadığı görüşüyle 6. Hukuk Dairesinin bozma kararına direndi. Hukuk Genel Kurulu, bir işlemin rutin sayılıp sayılmayacağının her olayda ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini, 526.320 Euro bedelli bir sözleşmenin borçlu için rutin ticari faaliyet kabul edilemeyeceğini belirterek direnme kararını bozdu. Karar kesindir.</description></item><item><title>Kıymet takdirine itiraz etmeyen borçlu, ihalenin feshinde değerin düşük olduğunu ileri süremez</title><link>https://prosedurhukuk.com/kararlar/yargitay-12-hd-2025-6265/</link><guid>https://prosedurhukuk.com/kararlar/yargitay-12-hd-2025-6265/</guid><pubDate>Tue, 13 Oct 2026 09:00:00 +0300</pubDate><description>Birden fazla borçlunun bulunduğu takipte kıymet takdirine yalnızca borçlu şirket süresinde itiraz etmişti. İcra mahkemesi, yeniden belirlenen değerin muhammen bedelin üzerinde kaldığı gerekçesiyle ihaleyi tüm borçlular yönünden feshetti. Yargıtay, kıymet takdirine itiraz etmeyen diğer iki borçlunun bu sebebe dayanarak ihalenin feshini isteyemeyeceğini belirterek kararı onlar yönünden bozdu.</description></item><item><title>Mühlet içinde komiser izni olmadan doğan alacak konkordatoya tabidir; alacaklı kısmen fesih davası açabilir</title><link>https://prosedurhukuk.com/kararlar/yargitay-6-hd-2025-1467/</link><guid>https://prosedurhukuk.com/kararlar/yargitay-6-hd-2025-1467/</guid><pubDate>Tue, 13 Oct 2026 09:00:00 +0300</pubDate><description>Konkordato mühleti içinde, komiserin izni alınmadan imzalanan bir satış sözleşmesinden doğan ve tahkim kararıyla hükme bağlanıp tenfiz edilen alacak ödenmemişti. Bölge adliye mahkemesi, alacağın konkordatoya tabi olmadığı gerekçesiyle davacının kısmen fesih davasında hukuki yararı olmadığına karar verdi. Yargıtay, mühlet içinde komiser izni olmadan doğan alacakların konkordato için mecburi olduğunu, bu nedenle alacaklının kısmen fesih davası açmakta hukuki yararı bulunduğunu belirterek kararı bozdu.</description></item><item><title>Kıymet takdirine itiraz üzerine alınan rapora itiraz edilmemesi, ihalenin feshinde incelemeye engel değil</title><link>https://prosedurhukuk.com/kararlar/yargitay-12-hd-2024-9301/</link><guid>https://prosedurhukuk.com/kararlar/yargitay-12-hd-2024-9301/</guid><pubDate>Tue, 13 Oct 2026 09:00:00 +0300</pubDate><description>Borçlu, icra dairesinin kıymet takdirine süresinde itiraz etmiş, icra mahkemesi değeri yükseltmiş ancak borçlu mahkemenin aldığı bilirkişi raporuna ayrıca itiraz etmemişti. İlk derece mahkemesi bu nedenle ihalenin feshi talebini reddetti. Yargıtay, kıymet takdirine süresinde itiraz edilmişse mahkemenin bu konudaki kararının ihalenin feshi aşamasında incelenebileceğini; ihalenin feshi davasında belirlenen değer muhammen bedelin üzerindeyse bunun tek başına fesih sebebi olduğunu belirterek kararı bozdu.</description></item></channel></rss>